- Bu telefon mudur yoksa telefon bu mudur?
Bu tasarım harikası telefon konsepti, yine Japon dostlarımızdan. Peki tasarımdaki olağanüstülüğü nedir; şeffaf bir dikdörtgen olması bu kadar, sadeliğin bu düzeyde bir konsep mucize oluşturması içerdiği teknolojide gizli sanırım. Peki bize sundukları neler; 3G windows ve online olarak internetten anlık hava durumu. Peki bunun esprisi nedir? Anlık olarak hava durumunu ekranınıza taşıması; eğer yağışlı bir hava varsa aynı anda telinizde de yağmurlar sel oluyor. Bunların haricindeyse, klasik bir 3g telefonda olması gereken çoğu özelliği bu dikdörtgen şeffaf tasarımda buluşturan harika bir telefon.
Archive for Şubat, 2010
geleceğin laptopu, orkin design Rolltop Geniş, dokunmatik, 180 derece dönebilen ekranları şık tasarımları ile laptoplar bizleri cezbede dursun, arge çalışmalarıyla yenilikçi tasarım üretmek isteyen firmalar prototip sunumlarıyla yok artık dedirtiyor.
Rolltop, işte bu yok artık dedirten son nokta. Özel tasarımı sayesinde rulo şeklinde katlanıp açılabilmekte.
İsterseniz 15″ ekrana sahip laptop gibi ya da 17″ lik dokunmatik ekranlı bir televizyon gibi kullanılmakta. Henüz donanım hakkında bilgi veremesekte tanıtım animasyonunu buradan izleyebilirsiniz.

Ancak yeni trend kırmışı ışıklara sayaç konulması şeklinde ilerliyor. Damjan Stanković‘in yaptığı tasarımın amacını “insanların kırmızı ışıkta ne kadar duracaklarını bilerek, her daim diken üzerinde durmamak için” diye açıklıyor.
Şu günlerde çoğu insan radyoyu telefon üzerinden dinlemeyi tercih ediyor olsa da, klasik radyoların modası hiç bir zaman geçmemiştir. Buna bir örnek olarak da Wu Kun-chia‘nın tasarladığı ve güneş enerjisi ile şarj olabilen radyo gösterilebilir.

Sadece tek bir kanalı çekme üzere ayarlanan bu radyolar, arkalarında bulunan güneş panelleri ile şarj oluyorlar. Ve oldukça sade bir tasarıma sahip.
FROOT PC
Dell için Paulina Carlos tarafından tasarlanan bu bilgisayarda klavye ve monitör bulunmuyor. Oldukça hoş bir tasarıma sahip olan bu bilgisayar şimdilik sadece bir hayal ürünü ama gelecekte bir zamanda hepimizin kullanacağı bir bilgisayar olabilir. Ürünün

sağ tarafında DVD sol tarafında usb girişleri mevcut. Klavye ve monitörü projektörler sayesinde kullanabiliyorsunuz. Klavye için sizlere gerekli olan sadece düz bir zemin monitör için ise bir duvar yeterli. Bu ilginç ürün Froot PC olarak adlandırılmış.


Bu küçük ütü, kendi tahtasıyla beraber geliyor ve kısa zamanda kuruluma hazır oluyor. diğer konvansiyonel ütüler kadar çok fonksiyonlu olmasa da, işinizi görecek bir çözüm yaratıyor.
Son günlerde çıkan şu yazıcıyı görmüşsünüzdür. Bundan mı esinlendi bilinmez ama “Hoyoung Lee” adlı bir tasarımcı o yazıcıya benzer bir ürün tasarladı. İşte karşınızda Pencil Printer

Ayrıca diğer yazıcılar gibi ne toner ne mürekkep gerekiyor sadece kurşun kalem yeterli. Bu yazıcı hem kağıttan tasarruf sağlayacak hem de size hatalı kısımları silgiyle düzeltebilme şansı verecek.

Çalışma prensibine gelince üstten yerleştirilen kalemin ucu elektrikle yakılarak ayrıştırılıyor ve bu uçla yazıcınız kağıda yazmaya başlıyor, tabii sadece bir tasarım olduğundan dolayı pek fazla ayrıntıda yer almıyor. Belki bir gün hayata geçirilir ümidiyle.

Örneğin; Coca Cola deyince aklınıza ne renk gelir? Turkcell deyince ne renk veya Adidas deyince… Renk odaklaması, bir markanın algılanmasında taşıyıcı bir etkiye sahiptir. Peki bu renkler nasıl seçiliyorlar? Tasarımcılar direktörler bu renkleri nasıl seçiyorlar? Örneğin; tasarımda başlık, metinler, varsa çizgiler veya grafik ikonlar, clipartlar… Bunların her birinin ne renk olacağına tasarımcı nasıl karar veriyor? Tabi ki renklerin psikolojik mesajları bu belirlemede önemlidir.
Renklerin psikolojik mesajları;
KIRMIZI : Titreşimi en kuvvetli, en dinamik renk kırmızıdır. Aynı zamanda iştah açar ve bu yüzden dünyadaki bir çok gıda firması logosunda kırmızı rengi kullanır. Ayrıca etkinlik ve cesaret veren bir renktir.
MAVi : Sakinlik ve sükuneti temsil eder. Mavinin kan akışını yavaşlatır. Nazar boncuğu o yüzden mavidir. Batıda intiharları azaltmak için köprü ayaklarını maviye boyarlar. Duvarları mavi olan okullarda çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmıştır. Mavi, bir at yarışında kazanan ata takılan mavi şeritte olduğu gibi, liderliğin rengidir.
SARI : Geçiciliğin ve dikkat çekiciliğin sembolü. Trafik levhalarında uyarı işaretlerinin sarı olması bu yüzdendir. Post-it’lerinde sarı oluşu dikkat çekici…
TURUNCU: Sıcak renklerdendir ama kırmızı kadar dinamik değildir. Rahatlığı parlaklığı anlatır, kırmızı renk kadar olmasa da ateşi, güneşi ve ısıyı çağrıştırır.
YEŞiL : Güven veren verir. O yüzden bankaların logolarında hakim renktir. tazeliğin ve verimliliğin rengidir. Çevreyi ve doğayı simgeler, rahatlatıcı ve dinlendiricidir. Greenpeace’de olduğu gibi. Yeşilde dinsel, mistik bir anlam da vardır. Müslümanlıkta ana renk olduğu gibi, Hiristiyanlarda da bu rengi inanmanın, ölmezliğin bir simgesidir.
MOR : Nevrotik duygulari acığa çıkardığından, insanları bilinçaltının korkuttuğu saptanmıştır. Mor, asaletin, imparatorluğun rengidir.
LACiVERT : Sonsuzluğu, otoriteyi, verimliliği ve asaleti simgeler. O yüzden dünyadaki firmaların yarıdan fazlası logolarında maviyi kullanır.
BEYAZ : istikrar, devamlılık ve temizliği simgeler.
SiYAH : Gücü ve tutkuyu temsil eder. Bizde ve batıda siyah matemi temsil eder, oysa Japonya’da siyah mutluluktur. Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır. Siyah, Johnnie Walker Black Label’da olduğu gibi, lüksün rengidir.
Renklerin psikolojik özelliklerinden yola çıkılarak tasarımlarda renk öğesi kullanılabilir, Ancak, bu kavramlara bir tasarımda nasıl işlerlik kazandırılacağına dair formüller ne yazık ki yoktur.
Bütün başarılı logoların en önemli ortak özellikleri sadelikleri. İnsanları sade ve basit tasarımlar çeker çünkü verilmek isteneni kolayca anlayıp anımsayabilirler. Karmaşık ve kalabalık tasarımlar örneğin içinde ayrıntılı resimler barındıran logolar insanların dikkatini dağıtır.
2. Oranlar
İdeal logonun genişliği yüksekliğinden fazla olmamalıdır. Unutulmaması gereken nokta logonun her yerde kullanılabileceği, kartvizit, afiş vs. Dolayısıyla büyültülüp küçültüldüğünde ve genişletilip daraltıldığında bozulmaması gerekir.
3. Az renk
En iyi bilinen logoların %80′ninin sadece bir veya iki renk kullanması bir tesadüf değildir. Çok az iyi logo üç renkten fazla renk kullanır. Bunun nedeni renkler artınca logonun bir bulamaca dönüşmesidir. Bir ila üç renk barındıran basit bir renk paleti (siyah barındırabilir) her şeyi basit tutar ve seçilen renklerle bir düşünce veya his ifade edilebilir.
4. Kolay bulunan yazı stilleri
İlginç yazı tipleri kullanarak logo tasarlamak logoları şaşalı gösterebilir ancak logoları kimse okuyamazsa bir yararı olmaz. En iyi seçenek özgün ve kolay okunabilir bir yazı tipi seçmektir. Başarılı logoların 2/3′ü Arial, Veranda, Times New Roman gibi fontlar kullanılarak tasarlanmıştır.
5. Pratik, Kullanılabilir ve Uydurulabilir
Bunun anlamı logonun her tür ortamda uygun fiyatla kullanılabilmesidir. Logoda çok fazla renk olmaması ile baskı maliyetlerini düşürebilirsiniz. Arka planlı olmamalı, çünkü kullanması zor olabilir. Yapılırken kolayca siyah beyaz yapılacak şekilde tasarlanmalıdır. Kullanacağınız renkle baskıda ve elektronik ortamda aynı gözükmeli.
6. Özgünlük
Bir logonun asıl amacı temsil ettiği şeyi açıkça belli etmeli. Rakiplerinden ayırt etmeli. Bu yüzden logo özgün olmalı ve türünün tek örneği olmalı.
7. Endüstriye uygun olmalı
Aynı endüstrideki firmaların logolarında bazı özelliklerin ortak olduğu gözlenebilir. Bu logonuzun özgünlüğünü kaybetmesi anlamına gelmez. Renkler bir endüstriyi temsil edebilir. Örneğin Microsoft, IBM, HP gibi firmaların renklerinin mavi olması teknoloji endüstrisinin mavi ile temsil ettiği anlamına gelir.
8. Firmanın kişiliğini yansıtmalı
Son olarak logo bir firmanın kimliğini yansıtmalı. Kim oldukları, ne yaptıkları, nasıl çalıştıkları gibi sorulara yanıt verebilmeli.
Yukarıda yazılı olanlar sadece tavsiye niteliğindedir. Logoların değerlendirmesi tamamen bağımsız yapılacaktır.
GOOGLE VE PAGERANK
Google Arama motoru Stanford’da doktora yapan iki öğrenci, Larry Page (Lawrence Larry E. Page, Doğum yeri 1973 Ann Arbor, Michigan) ve Sergey Brin (Doğum yeri Moskova 1973, Rusya), Google’ı 1998′de kurduklarında PageRank � , olgusu temelleri üzerine geliştirdiler. Google kurucuları Larry Page ve Sergey Brin (Stanford) tarafından geliştirilen web sayfalarını, derecelendiren PageRank ve bunun ağ üzerinde çalıştırılmasına dayanmaktadır. PageRank sürekli olarak Google yazılımcıları tarafından geliştirilmekte (ince ayar) ve Google arama sonuçlarının temel unsuru olmaktadır. PageRank web’in demokratik karakterine dayanmakta ve onun yoğun link yapısındaki herhangi bir sayfanın değerinin yani öneminin bulunmasında kullanmaktadır.
Google 1998′de 1 milyon dolar sermaye ile kurulmuştur. Ancak bu seviyeye gelene kadar 95-96 yıllarında Larry Page ve Sergey Brin üniversitedeki odalarındaki birkaç bilgisayarla ise başlamışlardır. Site üniversitede popüler olmuş ve bu iki arkadaşın hocaları bir Alman iş adamı ile tanıştırmaları sonucunda 100.000 dolarlık bir çek almışlardır. Daha sonra Yahoo’nun sahibi ile de görüşmüşler ve adam siz bunu biraz daha geliştirin sonra gelin demiştir. Daha sonra bu arkadaşlar ailelerinden ve hocalarının yardımıyla 1 milyon dolar bulmuşlar ve siteyi kurmuşlardır. Google yönetimini usta bir isme vermişlerdir (Dr. Eric E. Schmidt, – Yönetici ve CEO) hocaları (Hayırlı öğrenciler Stanford’taki hocaları R. Motwani, J. Ullman ve T. Winograd’ı unutmadılar) daha sonra bu yardımlarından dolayı hocaları şimdilik 30 milyon dolarlık servet edinmiştir. Yahoo’nun sahibi de o gün bu iki gencin elinden tutmamanın cezasını ağır ödemiştir.
O zamanlar çok popüler olan arama motoru AltaVista, sitelerin meta tag kısımlarına göre sıralama yapıyordu. Bir çok webmaster da sitesi ile alakası olmayan keyword ve description metalarına doldurmaya başladı. (Hala bir çok webmaster kelime doldurur sanki çok işe yararmış gibi
Sayfalarının geç açılmasından başka bir işe yaramaz.Yazılacaksa bile, 200 karakter sınırına uymak gereklidir. İlk 200 karakter sınırından sonraki kelimeler ignore edilir arama motorları tarafından). İşte Altavista’nın da sonunu meta tag getirdi. Google siteleri sıralarken PageRank faktörünü göz önüne alan, kendi PageRank patentini geliştirdi.
PageRank Nedir? (PageRank=Pr )
PageRank kelimesinin tam Türkçe karşılığı yok ancak dilimize link popülerliği diye çevirebiliriz. Arama motoru programlayanlar, söyle düşünmüşler eğer bir siteye herkes link veriyorsa bu site iyi bir site olmalı. İnsanların link verdiği site kötü bir site olamaz. İnsanlar kötü siteye link vermez. Bu sebeple çok link verilmiş siteyi üst sıraya taşıyalım diye düşünmüşler.
Şimdi hemen aklınıza bir sürü siteye linkinizi yerleştirmek bedava alanlara bir sürü link sayfası koymak gelebilir. Google arama motorunu yapanlar bunları önceden düşünmüşlerdir. Belli bir PageRank değerine ulaşmayan sitelerden aldığınız linkler sitenizin PageRank değerini artırmaz. PageRank 3 ve altındaki sitelerden aldığınız linkler işe yaramaz yada çok az etkisi olur sitenizi PageRank’ını artırmaya. 10.000 tane pr0 yada pr1 siteden link almaktansa 1 tane pr4 siteden link almak daha iyidir.10 tane pr4 siteden link almaktansa bir tane pr5 siteden link almak daha iyidir. 50 tane pr4 siteden link almaktansa bir tane pr6 siteden link almak daha iyidir. Özetle yüksek pr’li sitelerden link almak daha iyidir.
Aslında Google A sayfasından B sayfasına bir linki bir oy olarak algılar ( A sayfası ile B sayfası için) ve aynı zamanda oyun oluştuğu sayfanın analizini yapar. Bu şekilde oy büyüklüklerine göre derecelendirilmiş siteler yüksek PageRank değeri alırlar ve her seferinde Google aramasında hatırlanırlar. Başka bir deyişle sizin sayfanızın önemi başka sayfalardan sizin linklerinize ne kadar referans yapıldığına bağlıdır. Bunun yanında Google karmaşık yazı uydurma tekniklerini de kullanarak aramanızdaki sonuçların önemli ve ilgili olmasını sağlar.
Google arama motoru genel olarak aşağıdaki dört unsuru göz önüne alarak aranan kelime ile bilgileri sıralar :
* Aranması istenen anahtar kelimelerin geçtiği (uyduğu) tüm sayfaları bulur.
*Sayfadaki faktörlere göre derecelendirme yapılır.
*İlgili yazı içindeki kilit (önemli kelime)lere göre hesaplama yapılır.
* Son olarak sonuçlar PageRank’a göre ayarlanır.
Sitemin PageRank değerini nasıl öğrenebilirim?
Sitenizin PageRank değerini Google Toolbar yükleyerek öğrenebilirsiniz.
freshideas
I have a fresh idea





